Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

GENEL GÖRÜNÜM VE DURUM, BAŞ-BOYUN MUAYENESİ

GENEL GÖRÜNÜM: Genel görünümün değerlendirilmesi hastanın zeka düzeyi, hastalığın ciddiyeti, psikolojik bozuklukların varlığı, beslenme durumu açısından bilgi verebilir.

Muayene sırasında neşeli olan, kooperasyon kurulabilen çocuk ya çok az hastadır veya sağlamdır. Akut hastalık durumunda endişeli, kronik hastalık durumunda mutsuz yüz görünümü vardır. Çocuk sessiz yatıyor, hareketsiz ve gözler bir noktaya dikilmişse ağır hastalığın bir belirtisi olabilir. Adenoid hipertrofili (geniz eti olan) çocukların yüzü anlamsız, ağzı açıktır ve nazal konuşması vardır ve fonetiği bozuk olabilir. Hipoaktif ve kalın sesle ağlama hipotiroidiye, tiz ve uzun süreli ağlama Santral Sinir Sistemi hastalıklarına, kuvvetsiz ve husursuz ağlama kronik hastalıklara, tetaniyle birlikte tiz ağlama hipoglisemi-hipokalsemiye bağlı olabilir. İnvaginasyonda bebek sakinken aniden çığlık tarzında kıvranarak ağlar. Kuvvetli ve gürültülü ağlama çocuğun sağlıklı olduğuna işaret eder. Hasta bilincinde değişiklik olabilir. Letarji durumunda ağır uyku durumu varken, stuporda zor cevap alınır ve hemen uykuya dalar, komada ise derinliğine göre ağrılı uyarana amaçsız cevap alınabilir veya hiç cevap alınamaz. Nefesten koku algılanabildiği durumlar şunlardır; uzun süreli açlıkta veya ağır kusmalarda, diabetik ketoasidoz komasında ağızda aseton kokusu alınır, karaciğer komasında idrarda fetor hepatikus kokusu olur. Ağızdan koku gelmesine halitozis denir ve kokulu yiyeceklerle ilgili olabildiği gibi, kötü ağız hijyeninde, aftöz stomatitde, kronik tonsillitde, adenoid vejetasyonda, akciğer apsesinde, bronşiektazide, özefagusa ait divertikülütde, akalazyada, pilor stenozunda, mide-kolon fistülünde görülebilir. Ateşi ve aşırı terlemesi olan hastalarda ekşi ter kokusu alınabilir. Solunum sıkıntısı olan hasta öne eğik oturur pozisyonda yardımcı solunum kaslarını kullanır, siyanotik konjenital kalp hastalıklarında hasta ataklar süresinde çömelme tarzında rahatlayabilir. Dekortikasyon postüründe üst ekstremitelerinde fleksiyon, alt ekstremitelerinde aşırı ekstansiyon görülürken, deserebrasyon postüründe üst ve alt ekstremitelerinde aşırı ekstansiyon görülür. Ağır hasta yenidoğanda ekstremitelerinde normalde olan fleksiyon hakimiyeti kaybolmuş ve ekstansiyon postüründe olabilir. Menenjit, intrakraniyal kanaması olan yenidoğan ve süt çocuklarında baş, gövde ve alt ekstremitelerin aşırı ekstansiyonu ile karakterize opistotonus pozisyonu görülebilir.

 

BAŞ: Yenidoğanda başın vücuda oran 1/4 iken erişkinde bu oran giderek küçülür ve 1 /8'i bulur. Baş çevresi kaşların üzerinden ve protüberansiya occipitalisten geçirilen mezüra ile ölçülür. Hastanın yaş ve cinsiyetine göre baş çevresinin yüzde 3. persentilin altında olması mikrosefali, 97. persentilin üzerinde olması makrosefali olarak isimlendirilir. Mikrosefali nedenleri; kraniosinostozisde, intrauterine enfeksiyonlarda, perinatal asfikside, serebral disgenezisde, hipoplazide, otozomal resesif geçişli ailevi mikrosefalide görülür. Makrosefali nedenleri; başta hidrosefali (beyin omurilik sıvısının fazla salınması, dolanımında bozukluk, emiliminde yetersizlik ile KİBAS meydana gelmesi sonucu) olmak üzere, ailevi megalosefali (herhangi bir organik bozukluk olmadığı halde ailevi olarak baş çevresi normalin üst sınırlarındadır), subdural effüzyon, hematom, serebral araknoid kistler, depo haskalıklanndan mukopolisakkaridozis - gangliosidoz - Canavan hastalığında beynin büyümesi sonucu, osteogenezis imperfekta ve piknodizostosiste kafa kemiklerinin kalınlaşması sonucu meydana gelir.Dandy-Walker sendromunda hidrosefali+occipital kemikte belirginleşme vardır. Nadir görülen bir anomali olan hidranansefalide kafa kemikleri ve meninksler normal olduğu halde beyin hemisferleri gelişmemiştir. Başa forseps uygulanan, vajinal doğan bebeklerde kafa kemikleri sütürler bölgesinde üst üste gelir (overriding) ve baş ve fontanel küçülür. Sefal hematom ve caput succadeneum saçlı deri lezyonları olup birbirleriyle sıkça karışırlar. Sefal hematom; yenidoğan bebekte doğum travmasına bağlı olarak gelişen periost altı kanamadır, sütür atlamaz, içine su doldurulmuş balona dokunulmuş hissini verir, bastırıldığında gode-iz bırakmaz, 1/4 vakada altta çökme kırığı veya lineer kırık bulunabilir, indirekt hiperbilirubinemi nedeni olabilir, 1 ay içinde rezorbe olur. Caput succadeneum; saçlı deri ve deri altı dokunun ödemi olup sütürleri atlar, bastırıldığında gode-iz bırakır, dokunulduğunda hamur hissi verir, 1 hafta içinde düzelir. Raşitizmde; oksipital bölgenin ve alnın düzleşmesi ile başın dört köşe şekil almasına kaput kuadratum denir, sırt üstü yatan raşitizmli bebeklerde oksipital bölgede düzleşme görülebilir ve o bölgede alopesia areata görülür, frontal bölgede kemiklerin öne doğru belirginleşmesi sonucu olimpian alın oluşabilir, kulak arkası occipital bölgenin palapasyonunda bastırılınca pinpon topunun çökmesi gibi bir hissin alınmasına kraniotabes (miadında yeni doğanlarda ilk 3 ay, prematürelerde ise 5 - 6 ay pozitif fizyolojik olarak bulunur) denir. Kraniotabes patolojik olarak raşitizm, hidrosefali, osteogenezis imperfekta ve A hipervitaminozunda bu aylardan sonra da pozitif alınır. Lakuna kafada diploenin ve iç tabakanın eksik oluşumu sonucu kraniotabestekine benzer bulgu veren bir defekttir. Kafa filminin çekilmesi ile kranioötabesten kolaylıkla ayırtedilebilir. Şütürlerin erken veya geç kapanması başta şekil bozukluklarına neden olabilir. Bunlardan trigonosefali veya üçgen kafa frontal sütürün erken kapanması sonucu frontal bölgenin dar kalması ile meydana gelir. Kule kafa veya oksisefali koronal+lamboid+sagital sütürlerin erken kapanması sonucu kafa sadece anterior frontal bölgede büyüdüğünden meydana gelir. Skafosefali veya kayık kafa sagital sütürün erken kapanması sonucu meydana gelir. Plagiosefali veya asimetrik kafa koronal sütürün tek taraflı erken kapanması sonucu meydana gelir. Başın ön-arka çapının az olmasına brakisefali, transfers çapının az olmasına doligosefali denir. Başta asimetri; özellikle prematürelerde olmak üzere yenidoğan bebeklerde görülebilir, sütürlerin erken veya sırasız kapanması sonucu gelişebilir, tortikolis olup tedavi edilmeyen çocuklarda gelişebilir, baştaki orta hat defektleri de şekil bozukluklarına neden olabilir. Orta hat defektlerinde içinde beyin dokusu olduğunda ensefalosel, sadece beyin zarları olduğunda meningosel adı verilir. Başın perküsyonunda fontanel ve sütürler açıksa çatlak testi sesinin alınması normaldir, fontanel ve sütürlerin kapalı olduğu büyük çocuklarda bu sesin alınması kafatası kırıklarına-KİBAS sonucu sütürlerin açılmasına işaret edebilir ve Maceween işareti olarak bilinir. Maksiller ve frontal bölgelerin perküsyonunda hassas olması (Walleks hassasiyeti) sinüzitin belirtisi olabilir. Başın oskültasyonunda duyulan üfürüm; AV fistüllerde, anevrizmada, ciddi anemide, ateşli çocuklarda ve tirotoksikozda alınabildiği gibi 3-4 yaşa kadar çocuklarda normal olarak alınabilir. Başın translüminasyonu traş edildikten sonra yapılır ve anensefalide, hidrosefalide, porensefali, Dandy-Walker malformasyonunda (4. Ventrikülün kistik expansiyonu sonucu embriyogenezde 4. Ventrikül tavanı gelişemez ve %90 hastada hidrosefali saptanır ve posterior serebellar vermis ile korpus kallosum agenezi meydana gelir ve hidrosefali şanttan fayda görür) pozitif alınır (0.5 cm'lik refle normaldir. Subdural effüzyon ve subdural higromada lokal olarak pozitif alınabilir. Şekil : Sütür ve fontanellerin görünüşü.

Sütürler kafa kemiklerini birbirinden ayıran fibroz septalar olup 5-6 aya kadar 5-6 mm'yi bulan genişlikte ele gelebilir ve bu yaştan sonra palpe edilemez. Tam kapanma ise adölesan dönemini bulur. KİBAS'ta ve hidrosefalide sütürlerde açılma olabilir. Sütürlerde erken kapanmaya kraniosinostozis denir ve beyinin gelişmesini engelleyerek mikrosefali-MMR'ye mental neden olabilir. Ayrıca serebrumun gelişme bozuklukları da sütürlerde erken kapanmaya neden olabilir. Arka fontanel doğumda genellikle kapalı olup 2 - 3 ay icinde kapanır: Arka fontanelin çap açıklığının doğumda 0.5-1 cm'yi aşması ciddi şekilde konjenital hipotiroidiyi düşündürmelidir. Ön fontanel ortalama 2,5 cm çapında (bazen 4 -5 cm'yi bulur) eşkenar dörtgen şeklindedir. Ön fontanelin kapanması genellikle 9-18 aylar arası olur. Kapanmama veya geç kapanma raşitizm, konjenital hipotiroidi, osteogenezis imperfecta, hidrosefali, Down.şendromu, kIeidokraniyal disostozis ve Hurler sendromunda meydana gelir. Fontanelin dar olması normalde olabileceği gibi, mikrosefalide de olabilir. Fontanel palpasyonu çocuk sakin ve otururken yapılmalıdır. Ön fontanelin kabarıklığı menenjitde, ensefalitde, intrakranial kanamada, tümörlerde, A-hipervitaminozunda, kurşun zehirlenmesinde, kavernöz sinüs trombozunda, KİBAS yapan tüm nedenlerde meydana gelebilir. Ön fontanelin çöküklüğü genellikle dehidratasyonun bir bulgusudur fakat malnütrisyonlu hastalarda da görülebilir. Ön fontanelde pulsasyon normal olarak alınabilir ve pulsasyonda şiddetlenme KİBAS'ta A-V fistüllerde, venöz sinüs trombozunda ve PDA'da görülebilir.

Kafa sallama ve vurma davranışı MMR'li ve emosyonel bozuklukları olan çocuklarda meydana gelebilir. Ağır aort yetmezliği olan hastalar sistolle birlikte başlarını sallarlar (Musset belirtisi). Başını dakikada birkaç kez aşağı-yukarı ve yanlara sallayan çocuklarda spasmus nutans (nistagmus+baş sallama+tortikollis+intrakranial tümör) düşünülmelidir.

Alopesia areata (=Lokal saç dökülmesi) en sık raşitik çocuklarda görülür ve bu çocuklar başlarını huzursuzluktan-başın aşırı terlemesinden yastığa sürterler ve sonuçta oksipital böIgede saçlar dökülür. Alopesia areata ayrıca tinea kapitiste, psikolojik travmalara bağlı ve hırçın çocuklarda saçını yolmaya bağlı görülebilir. Aynca hipervitaminozda, kollajen doku hastalıklarında, deri tümörlerinde, talyum ve arsenik zehirlenmelerinde, radyoterapi ve antimetabolitlerin uygulanmasından sonra alopesi görülebilir. Anhidrotik ektodermal displazide saçlar ya hiç yoktur, ya da seyrektir. Malnütrisyonun kwashiorker tipinde saçlar seyrek, cansız, kolay kırılır olup kızılımsı renktedir. Kronik malnütrisyonda saçlarda normal ve dispigmente alanlar (normal ve beslenme bozukluğu dönemlerine denk gelir) saptanır ve bayrak işareti olarak adlandırılır. Saçların kırılıp dökülmesi tinea kapitis, hipotiroidizm, hipoparatiroidizm ve anjinosüksinik asidüride görülebilir. Saçlarda görülen lokal hipopigmentasyon altta yatan bir anomaliye işaret edebilir. Turner, Down ve Klippel-Feil sendromunda saç çizgisi düşüktür.

Saçlarda pigmentasyon yokluğuna albinizm denir ve komplet, parsiyel olabilir. Chediak-Higashi sendromunda okülokütanöz albinizm, Cross sendromunda hipopigmentasyon vardır. Wandenburg sendromunda da parsiyel albinizm vardır.

Saçlı deride seboreik dermatitli hastalarda kirli sarı renkte krutlar bulunur ve halk arasında konak olarak adlandırılır. Hidrosefalili çocuklarda saçlı deri gergin, ince, parlak görünümdedir ve yüzeyel venler dolgunlaşmıştır.

Epikantus; üst göz kapağından gözün medial kantusunu kaplayacak şekilde aşağıya uzanan cilt katlantısıdır ve Down sendromunda belirgindir. Hodeolum; göz kapağı kenarlarında bulunan ağrılı, hiperemik ve genellikle üzeri püy dolu kısım içeren şişliklere denir. Şalazyon veya meibomian kisti; göz kapağının bulber yüzündeki ağrısız sert nodüllere denir. Dermatomyozitli hastaların göz kapaklarında hafif ödem, menekşe rengi renk değişikliği ve pullanmayla karakterli dermatit (heliotrop rash) patognomoniktir.

 

Ödemle seyreden hastalıklarda ödemin saptanabileceği bölgelerden biri de göz kapakları olup en sık nefritlerde ve nefrozlarda olmak üzere sinüzitlerde, allerjik rinitde, konjoktivitde, boğmacada, kızamıkta, EMN'da, trişinoziste, anjionörotik ödemde, kavernöz sinüs trombozunda, vena cava superior sendromunda görülebilir. Orbita travmalarında gözde ödeme ekimozda eşlik eder. Yenidoğan bebekte göze damlatılan gümüş nitrat damlaya bağlı şimik konjoktivit ve ödem saptanabilir. Hipotiroidili çocukların göz kapakları da ödemlidir, fazla ağlayan bebeklerin gözleri ödemlidir. Orbital sellülit gözde ödem+kızarıklık+ağrı+göz hareketlerinde kısıtlılıkla karakterizedir. Embriyonel rabdomyosarkom genellikle orbitanın üst ve medial kısımlarından gelişir ve ilk belirti göz kapaklarında şişliktir.

 

Göz yaşının yokluğu; ağır dehidratasyonlu hastalarda ve familyal disotonomialı vakalrda görülebilir. Ayrıca A-vitamin eksikliğinde bulber konjoktiva kurudur (kseroftalmi) ve temporal bölgede belirgin olmak üzere sarı-beyaz renkte, köpük şeklinde lezyonlar (Bitot lekesi) vardır. Epifora; devamlı gözyaşının yanaklar üzerine akması olup nazolakrimal kanalın tıkanıklığında meydana gelir. Medial kantusun hemen alt taraflarında kızarık+şiş+ağrı olması dakriosistit'i düşündürmelidir. Subkonjoktival kanamalar; doğum sonrası normal olarak saptanabilirken boğmacada öksürüğe bağlı olarak görülebilir. Konjoktival solukluk; aneminin önemli bir belirtisidir. Konjoktivit konjoktiva iltihabına denir ve gözde yanma+kızarıklık ve göz kapaklarında çapaklanma gözlenebilir. Kızamık, pertusis, varisella ve Stevens-Johnson sendromunda konjoktivit saptanabilir. Ataksia-telenjiektazili çocuklarda 5-6 yaşlarından sonra konjoktival telenjiektazi saptanır.

 

Korneal bulanıklık; mukopolisakkaridozlarda (Hurler, Morquio, Scheie, Maroteaux-Lamy), GM1 gangliosidozda, mannosidozda, sistinoziste, konjenital glokomda saptanır. Lensteki opasitelere katarakt denir ve; intrauterin enfeksiyonlarda, herediter (otozomal dominant geçer), galaktozemi, hipoparatiroidi, Lowe sendromu, diabet, homosistinüri, mannosidoz, steroid tedavisine bağlı, travmatik gelişebilir. Lensin subluksasyonu Marfan sendromunda ve homosistinüride meydana gelir.

Yenidoğanın irisi gri, mavi veya grimsi olabilir ve kalıcı renklilik bir yaşına kadar oluşur. Albino çocukların irisleri pembe, soluk mavi veya mat gri renklidir. Down sendromlu çocukların irisinde fırça ucu görünümü (Brushfield lekeleri) vardır. Nörofibromatozisli çocukların irisinde çıplak gözle de farkedilebilen pigmente, depigmente nodüller (Lisch lekeleri) vardır. Kornea limbusunda kahverengi-yeşil renkte halka Wilson hastalığında bulunur (Kayser-Fleischer halkası). Nistagmus gözün ani ve ritmik hareketleri olup; oküler kaynaklıda (kırma kusurları, albinizm, katarakt, ekstraoküler kas zayıflığı, retrolental fibroplazide) pandüler nistagmus görülürken diğer nedenler nörolojik, vestibüler olabilir. Ekzoftalmus göz küresinin öne doğru çıkık olması olup; hipertiroidide, retroorbital apse ve tümörlerde, optik kiazma gliomunda, nöroblastomun orbital metastazında, orbital sarkomda, retinoblastomda gözlenebilir. Göz kürelerinde çöküklük; malnütrisyonda ve dehidratasyonda saptanır.

Miyozis; Horner sendromunda tek taraflı, morfin zehirlenmesi, fosfor zehirlenmesi, diazem uygulanması ile ilişkili olabilirken, midriazis; atropin zehirlenmesinde meydana gelir. Pupilin beyaz renkte olması (lökokori); kataraktta, retrolental fibroplazide, retinoblastomada, primer hipoplastik vitreus persistansında saptanır.

Kronik hastalıklı çocuklarda mutsuz, akut hastalarda ve solunum sıkıntısı olan çocuklarda endişeli ve korkulu yüz ifadesi meydana gelir. Yüzün kaba hatlı olması konjenital hipotiroidide, mukopolisakkaridozlarda, Apert, Carpenter, Down, Larsen ve Zellweger sendromlarında görülebilir. Ayrıca Russel-Silver ve Turner sendromlarında yüz üçgen şeklinde olabilir.

Fasial paralizinin periferik fasial paralizi tipinde o yüz yarısında alın ve göz kasları dahil tututlur ve hasta ıslık çalamaz, dişlerini göstermesi istendiğinde paralizinin olduğu tarafta nazolabial sulkus silinir, o tarafta alnını kırıştıramaz ve gözünü sıkıca kapatamaz. Peri ferik fasial paralizi başta orta kulak ittihapları olmak üzere, travma, uzun süre soğuğa maruz kalma ve viral enfeksiyonlara bağlı olabilir. Santral tip fasial paralizi ise santral sinir sistemi lezyonlannda görülür. Felç alın ve göz kaslarında yoktur. Tedavi edilmeyen tortikolis vakalannda yüzde asimetri gelişebilir. Fasies mitrale mitral darlıklı hastaların yanaklarındaki eriteme denilirken, homosistinürili hastalarda yanaklardaki hiperemiye malar flush denir.

Chvostek işareti; 5 yaş altı çocuklardaki hipokalsemide fasial sinir uyarım eşiğinin düşmesine bağlı olarak parmakla kulak önünde zigomatik kemiğin altı perküte edilirdiğinde orbikularis okuli ve orbikularis oris kaslanndaki kasılmaya denir. Mikrognati, yani mandibula hipoplazisi Pierre-Robin, Treacher-Collins, Franceshetti-Klein, Hallermann-Streiff, fetal alkol, Rubinstein Taybi, trizomi-13-18 sendromlarında görülür. Romatoid artrit de çocuktarda mandibular hipoplaziye neden olabilir. Prognatizm mandibulanın büyümesi ve daha betirginleşmesi olup akromegalide, Crouzon hastalığında ve kondrodistrofilerde görülür. İnfantil kortikal hiperosteozis veya diğer adıyla Goldenhar sendromunda mandibula üzerinde tek taraflı yumuşak doku şişliği görülür. Ayrıca eosinofilik granülomada, Burkitt lenfomada, Ewing sarkomunda, osteojenik sarkomda, dev hücreli tümörde ve osteomyelitte mandibulada şişlik görülür. Hastanın ağızını kapatma güçlüğü temporomandibular eklem çıkıklannda gözlenirken, açmada güçlük yani trismus tetanoz, ensefalit, beyin tümörleri ve tiazin zehirlenmelerinde gözlenir. Parotis bezlerinde şişlik; temelde kabakulakta şişerken ayrıca submandibular-Anterior-servikal-preauriküler lenfadenitte, supuratif parotitde, recürren parotitde (enfeksiyon, iodit ve fenotiazinlere karşı gelişen allerjik reaxiyonla gelişebilir), parotise ait taşlarda, coxachie virüs, parainfluenza 3 virüs enfeksiyonlarında, parotis hemanjiomu-lenfanjiomunda, lösemide, tümöral infliltrasyonda, sarkoidozda, Mikulicz sendromunda, diabetes mellitusta meydana gelebilir. Parotisin şişmesi mandibula altından başlayıp yüze doğru yayılır, mandibula açısını siler, kulak lobunu yukarı-dışa iter ve şişlik 10 gün kadar devam eder ve Stenon kanal ağzı ödemli-hiperemiktir. Pirulan parotitiste parotis üzeri deride hassasiyet-kızarıklık-lokal ısı artımı vardır ve parotis üzerine bası yapıldığında Stenon kanalından püy gelir. Mikulicz sendromu tüberküloz, lenfoma, lösemi gibi malignensilerde parotis bezi ile birlikte lakrimal ve submandibular bezlerde şişme görülmesidir. Submandibular tükrük bezleri normalde palpe edilemez fakat kabakulakta, kistik fibroziste, taşta, enfeksiyonda, gingivitde ve mikoplazma enfeksiyonlarında şişerek palpe edilebilirler. Boyun kısalığı; Klippel-Feil, Turner, Noonan, Hunter, Hurler ve Goldenhar sendromlarında, konjenital hipotiroidide, konjenital kondrodistrofia kalsifikansta, bilateral Sprengel deformitesinde, platibasia ve pitergium kollide görülebilir. Tortikolis; boynun bir tarafa eğrilmesi olup, konjenital tortikolis doğumda sternokleidomastoid kas içine kanama ve sonuçta fibrozis ile meydana gelir. Ayrıca labrintit ataklarında ara ara, posterior fossa tümörlerinde (özellikle serebellar hemisferlerde) tümör tarafına, strabismuslu çocuklarda görüntüyü teke indirmek için, servikal adenitler-peritonsiller ve retro farengeal apselerde-servikal pot'da kas spazmı ile oluşan ağrıyı azaltmak için, farenjit ve atlantoaksiyel eklemin subtüksasyonunda tortikolis oluşabilir. Ağır üst solunum yolu enfeksiyonunda ve difteride boyunda gode bırakmayan ödem olabilir. Yele boyun boyunun alt kısmında yele şeklinde deri kıvrımının olması olup, Klippel-Feil, Noonan, Turner, XXXX ve Zelweger sendromlarında görülür.

Lenf nodları submandibular, sublingual, sub oksipital ve anterior servikal olarak palpe edilmelidir ve özellikle 1 cm'i geçen boyutlar anlamlıdır inguinalde ise 1.5-2 1 cm'i geçen boyutlar anlamlıdır. Bilateral servikal lenfadenopati üst solunum yolu enfeksiyonunu, birkaç izole-paket tarzında-servikal lenf adenopati Hodgkin hastalığı, diğer lenfomalar ve tüberküloz düşünülmelidir.

Tiroglossal kist boyunun ön tarafında, fazla mobil olmayan, üzeri düz, sert kıvamda, yuvarlak veya oval bir kitledir. Enfekte değilse ağrısızdır. Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu ile şiş ve ağrılı olabilir. Orta hatta gelişen dermoid ve sabase kistlerle tiroglossal kist karışabilir. Tiroglossal kist deri altındaki yapılara yapışık olmadığı halde, digerleri deriye yapışıktır. Bronşia! yarık kisti ve sinüs 1. bronşial yarık anomalisi olarak oluşur ve üzeri düz, sert ve sternokleidomastoid kasın ön kısmında palpe edilir.

Kistik higroma genellikle klavikulanın hemen üstünde olmak üzere boyunun herhangi bir yerinde bulunabilen, yumşak, sınırları belirgin olmayan lenfatik bir oluşumdur. Doğumda oldukça büyüktür ve çevreye yayılabilir.

Boyunda lenfanjiom, hemanjiom, lipomlar kitle oluşturabilirler. Horner sendromuyla birlikte boyunda ağrısız kitle servikal ganglionlarda gelişen nöroblastoma ve rabdomyosarkoma sonucu olabilir.

Venöz pulsasyonlar KKY, konstrüktif perikardit, mediastinel kitleler, pnömomediastinumda görülür. Karotid arterlerde pulsasyon aort yetmezliği, aort koarktasyonu ve PDA'da görülebilir. Suprasternal çentikteki üfürüm duyulması aort koarktasyonu ve stenozunda ve pulmoner stenozda olur ve PDA'da devamlı tarzda üfürüm görülebilir.

Palpasyonla trakeanin pozisyonuna bakılır ve bir yana deviasyonu ateleklazi, yabancı cisim aspirasyonu, effüzyon ve bu bölgelerdeki tümör baskısına bağlı olabilir.

Yenidoğan guatrı tiroid bezinde yaygın veya nodüler yumuşak büyüme ile karakterizedir ve fazla büyüme varsa solunum güçlüğü ve ses kısıklığı yapabilir. Basit veva endemik guatr daha çok adölesan döneminde görülür ve yumşak-üzeri düz büyüme görülür. Tril ve dinlemekle üfürüm duyulabilir. Hipertroidide tiroid bezi düz-difüz büyümüştür ve dinlemekle üfürüm duyulabilir. Tiroidin nodüler büyümesi maligniteyi gösterebilir. Hashimato tiroiditi genellikle kızlarda görülür ve hasta lokal bası-yutma güçlüğünden yakınır ve tiroid hassas değildir, yaygın granüler veya lobüler büyüme vardır ve tiroid sert olarak ele gelir.

Böyunun muayenesi sırasında ense sertliğine de bakılmalı ve gerçekten ense sertliği varsa menenjit, aseptik menenjit, ensefalit, intrakranial kanamalar-tümör-apseler, poliomyelit, infantil Gaucher hastalığı, fenotiazin zehirlenmesi, Behçet hastalığı ve meninjismus yapan nedenlerde meydana gelir. Meninjismus Santral Sinir Sistemi dışı nedenlerle meningeal bulguların ortaya çıkmasıdır (kriptik tonsillit, otit, üst lob pnömonisi, peritonit). Tetanozda gittikçe artan şiddette ense sertliği görülür. Opistotonus boynun hiperekstansiyonda tutulmasıdır ve tetanoz, menenjit, ensefalit, intrakranial kanama, anoksi, kernikterus, Tay-Sachs hastalığı, glutarik asidüri ve kuduzda görülür.